Kardeş Kalemler

Dil Araştırmaları

Kalemdaş

Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Kongresi

AYB - Edebiyat Akademisi

Uluslararası Kaşgarlı Mahmud Hikâye Yarışması

Bengü Yayıncılık

Türk Dünyasında Edebiyat Adamı Ödülleri

Haberler

 

Büyük Çanakkale Zaferi

Yakup Ömeroğlu

 

Bu ay Büyük Çanakkale Zaferinin 102. yıl dönümünü yaşayacağız. Bazı arkadaşlar bu yıl dönümleri için  “idrak edeceğiz” ifadesini kullanıyorlar. Ne güzel bir ifade tarzı değil mi? Çanakkale Zaferi gerçekten de idrak etmeye ihtiyacımız olan büyük bir hadise. Tarihte hiçbir savaş yoktur ki, kendinden sonraki tarihi Çanakkale Savaşı kadar çok etkileyebilmiş olsun. Belki de idrâklere sığmayacak kadar büyük bir zafer olduğu için anlamakta zorlanıyoruz.  Büyük hadiselerin yıl dönümleri, onlar hakkında yeniden düşünmek için bize bir imkan sunmakta değil midir?

Malumunuz Çanakkale Zaferinin yıl dönümü olarak kutladığımız 18 Mart tarihi aslında Çanakkale Deniz Zaferinin yıl dönümüdür.  Daha büyük harp yeni başlamıştır bile denilebilir. Henüz 25 Nisan Gelibolu Savaşları, 6 Ağustos Arıburnu ve 9 Ağustos Anafartalar savaşları yaşanmamıştır. Geride 19. Tümen Komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal, 57. Alaya Conk Bayırında verdiği emirle destanlaşan her biri birbirinden önemli savaşlar vardır. İngilizlerin, sessizce kaçıp gidecekleri 9 Ocak 1916 tarihine daha 9 aydan daha fazla bir süre vardır. Ama durum böyle iken 18 Mart’ı biz Zaferin yıl dönümü olarak kutluyoruz. Çünkü bu zafer yenilemez denilen İngiliz Donanmasına, yanında Fransız donanmasının desteği de olduğu halde “Çanakkale Geçilmez” dediğimiz gündür.

Çanakkale Zaferi, yalnızca düşmanı ters yüz ettiğimiz bir zafer değil, 1. Dünya Savaşının sonucunu ilan ettiğimiz olaydır.

Birinci Dünya Savaşı için iki bölüm vardır: Çanakkale öncesi ve sonrası.

Çanakkale dünya savaşının sonucunun belirlendiği yerdir.

Çanakkale, yalnızca savaşın sonucunun değil savaş sonrasında kurulacak dünya düzenin şekillendiği yerdir.

Çanakkale Zaferi için yeni övgüler bulmaya çalıştığım zannedilmesin. Çanakkale şehitleri için Aziz Akif’imizin dediği, “sana aguşunu açmış duruyor peygamber” ifadesinden daha güzel bir söz bulunamaz. Biz sadece Çanakkale Zaferini anlamaya çalışırken vardığımız sonuçlar bunlar.

Batılı kaynakları fazla okuyup kendi tarihinden az haberdar olan bazı yeni yetme tarihçilerimiz, Birinci Dünya Savaşını Avrupa ülkelerinin kendi aralarındaki bir savaş olarak değerlendirip Osmanlıyı da kazara bu savaşa bulaşan bir devlet olarak değerlendirme eğilimindeler. Bismark’ın Almanya yönetiminden uzaklaştırılması, yeni imparatorun politikaları ile bir yönüyle Birinci Dünya Savaşı Avrupalı ülkelerin kendi aralarındaki bir hesaplaşmadır. Ama bu durum asla, savaşın en önemli unsurlarından birinin de Osmanlı topraklarının paylaşılması olduğu gerçeğini değiştirmez. Bu noktada savaşı başlatan ilk kurşun, kabul edilen Avusturya veliahtı Arşüdük Ferdinant’ın öldürülmesi hadisesi bile Osmanlının çekildiği balkanlarda Avusturya-Rusya hâkimiyet mücadelesinden dolayı atılmamış mıdır? Yani daha savaş başladığı anda bile Osmanlı ülkesinin paylaşımı kavgası vardı.

Bu paylaşım İngiltere, Fransa ve Rusya arasında gizli anlaşmalarla çoktan yapılmıştı bile. Hani şu “Osmanlı savaşa girse mi, girmese mi idi” tartışmaları abestir, akla ziyandır. Başka ülkeler savaşın çıkış sebepleri ile ilgili ciltlerle on binlerce sayfa belge yayınlarken, bizim tarihçilerimizin Enver Paşa’nın Yavuz ve Midilli’ye bayrak çektirmesi ile meseleyi izahları, araştırmacılarımızın üstün zekâlarının muhteşem ürünüdür.  Dünya tarihçiliğinde bir örneği daha yoktur, ödüllendirilmelidir?!!.

Osmanlı toprakları paylaşılmıştır, en önemli parça İstanbul ve boğazlar ise Ruslara verilmektedir. Gizli anlaşmalarla tespit edilen bu durumu, Ruslar Çanakkale Savaşı başladığı zaman İngilizlere bir nota vererek yeniden teyit ederler. İngiliz donanması savaşa hazırlanırken Fransızların da katılma ısrarları, bu önemli paylaşımda oyuna gelip denklem dışı kalmamak içindi.  Ruslar, İngilizlere daha önce verdikleri sözü hatırlatıp, aman bir yanlışlık olmasın İstanbul ve boğazlar Rusya’nın olacak diye yeni teyit istiyorlardı. Rusya’nın yüzyıllardır hayal ettiği an yaklaşıyordu: İstanbul kendilerinin olacak ve sıcak denizlere ineceklerdi.

Bu önemli durumu bir kenara not edip Çanakkale Savaşına geri dönelim.

Çanakkale Savaşı ile ilgili ilk planları W. Churchill, Birleşik Krallık Savaş Konseyine Eylül 1914’de sunar. Bu durumu Alman istihbaratı da, Osmanlı da haber alır. Çanakkale’ye gelmeye hazırlanırlar. Kararın kesinleşmesi çok sürmez.

İngiliz planlarından haberdar olan Osmanlı veya hadi daha açık yazalım Enver Paşa iki önemli hamle geliştirir: Birincisi Sarıkamış Harekâtı diğeri Süveyş Kanalı Harekâtı.

Bir kaplan gibi hiç beklenmedik bir anda yerinden fırlayarak Osmanlı askeri, Sarıkamış’ta, Rus ordusunun gırtlağına yapışır. Tarih 22 Aralık 1914,  yani Çanakkale Savaşının başlamasından tam 60 gün önce, Osmanlı, Rus ordusunu vurur. 70 bin askerle gittiğimiz cephede 90 bin şehit verdiğimiz, hem de tek kurşun atamadan şehit verdiğimiz, ödüllü tarihçi! tespitlerini en azından, bu yazıyı okuyup bitirene kadar bir kenara bırakın. Bizim kaybımız büyüktür ama Rus ordusu da 30 binin üzerinde kayıp verir. Çar İngilizleri, ellerini çabuk tutmaları için bir mektupla Çanakkale’ye davet eder. Çünkü İngiliz donanmasının hazırlıklarından o da haberdardır.

Sarıkamış harekâtı gibi beklenmedik bir hamle de Akdeniz’de yapılır. Çanakkale Savaşı başlamadan yalnızca 17 gün önce Türk askeri, Süveyş Kanalında İngiliz ve Fransız donanmalarını vurur.  Böylelikle düşman kuvvetlerinin önemli bir kısmını, Çanakkale önlerine gelmekten alıkoyar. Çanakkale’ye hiç değilse daha fazla düşman gemisinin gelmesi böylelikle engellenmiş olur.

Şimdi, asırlardır sıcak denizlere inmek arzusunda olan ve büyük gayretlerle İngiliz ve Fransızları buna ikna etmiş olan, savaş sonunda İstanbul ve boğazları almak arzusu ile yanıp kavrulan Çarlık Rusya’nın askerleri, gemileri, orduları neden Çanakkale’ye gelmediler. Bir düşünsenize Türk Ordusu, Çanakkale’de düşmanla boğaz boğaza tutuşmuşken, liseli öğrencilere varıncaya kadar, Osmanlı tüm gücünü cepheye sürmüşken İstanbul sahillerine, 10 bin Rus askeri çıkartma yapsaydı ne olurdu? Onları kim durdurabilirdi.  Neden gelemediler? Bu sorunun cevabını Sarıkamış’ta aramak gerekir. Sarıkamış’ta biz Çanakkale Zaferini kazandık. Kanal Harekâtında biz Çanakkale Savaşını kazandık. Hatta Sarıkamış ve Süveyş Kanal Harekâtlarını bağımsız cepheler gibi değil, tıpkı Gelibolu gibi, Arıburnu gibi tıpkı Anafartalar gibi Büyük Çanakkale Savaşının cepheleri gibi değerlendirmek vakti gelmedi mi?

Evet Türk Ordusu, Sarıkamış’ta 60 bine yakın şehit verdi ama Çarın ordusunu öyle bir felç etti ki, Çanakkale Savaşında İstanbul önlerinde görünemediler bile.

Çanakkale’de Türk’ün zaferi görünmeye başlayınca, dünya dengelerinde ilk değişiklik Bulgaristan’ın bizim yanımızda savaşa girmesi oldu. Bulgaristan’ın bu tavrıyla 29 Ekim 1915’de İstanbul ile Almanya arasında demiryolu irtibatı mümkün hale geldi.

Çanakkale Savaşından sonra W. Churchill, görevinden alındı, tenzili rütbe yapıldı. Savaş yanlısı Liberal İngiliz hükümeti görevden uzaklaştırıldı. Yerine her siyasi hareketin temsil edildiği mutabakat hükümeti kuruldu.

Çanakkale Savaşından sonra en keskin değişiklik ise Rusya’da oldu. Müttefiklerinin yardımlarından mahrum kalan Rusya’da ekonomik ve siyasî kriz yükseldi. Son İngiliz askerinin Çanakkale’den ayrılmasından sadece 13 ay sonra Rus Çar hanedanı Romanovlar da tahtlarına veda ettiler. Şubat devrimi ile yetkiler geçici hükümete devredildi.

Rus Çarının tahtını kaybetmesinden yaklaşık 8 ay sonra gerçekleşen Ekim devrimi ile Rusya “Savaştan ve içinde bulunduğu emperyalist bloktan çekildiğini” açıkladı. Artık dünyada dengeler tamamen alt üst olmuştu. Gizli anlaşmalarla Rusya’ya bırakılan Osmanlı toprakları ne olacaktı? Bu topraklarda İngiltere en çok kendine hak görüyordu. Nitekim Mondros Mütarekesinden hemen sonra türlü bahanelerle geldiği İstanbul ve Çanakkale işgallerine en çok eski müttefikleri itiraz edecekti. Fransız hafızası, Napolyon’un “İstanbul’a hakim olan dünyaya hakim olur” sözünü henüz unutmamıştı. Elbette, bu işgalden en çok rahatsız olan ülke ise Rusya idi.

            Yani Çanakkale’de Seyit Onbaşının topun ağzına sürdüğü mermi, yalnızca İngiliz savaş gemisi Ocean’i vurmadı, aynı zaman da Osmanlıya karşı kurulmuş gizli ittifakı da vurdu. Nusrat Mayın Gemisinin döşediği mayınlara çarparak denizin dibini boylayan yalnızca savaş gemileri değil,  emperyalistlerin dünya düzeni planlarıydı.

            Büyük Çanakkale Zaferinin 102. Yıl dönümünde bütün şehitlerimizi rahmetle anıyorum.

            Nur içinde yatsınlar!

 

 

Bu yıl Hocalı Soykırımının 25. Yılı.

Yüreklerimizdeki acı ilk günkü kadar taze.

İnsanlık; Hocalı şehitlerimizin hatıraları önünde, yurdunu yuvasını terk etmek zorunda kalan sabilerin, ninelerin ve dedelerin  bakışları önünde, milletimizin  çektiği ah önünde ağır bir sınavdan geçiyor.

Şehitlerimiz vatana borçlarını ödediler. Gerekirse yine öderiz. Vatan uğruna can vermeye hepimiz hazırız.  Biz inanmışız ki, onların ruhları ebedî âlemde cennettedir, hatta biz bilemesek de onlar ölü değil diridir.

Analarımız, vatana kurban yiğitler doğurmaya devam ediyor.

Ama ey bu soykırıma sessiz kalanlar!

Farkında mısınız, siz her gün biraz daha ölüyorsunuz!

Hocalı Soykırımına, Karabağ vahşetine görür gözleriniz görmez olduğu için, duyar kulaklarınız duymaz  olduğu için insanlığın vicdanında her gün biraz daha ölüyorsunuz.

Hey medeniyet! Medeniyet!

Sen kendini yalnızca teknikten, teknolojiden  ibaret mi sanırsın!

Kasalardaki altınların seni yaşatmaya yeter mi sanırsın!

Hazinelerinde senden daha fazla altını olan güçler, medeniyetten uzaklaştıkları için tarihin tozlu sayfalarında kaybolup gittiler.

Hocalı da yitirdiğimiz canları, biz yüreğimizde yaşatıyoruz.

Farkında değil misin, bu vahşete sessiz kaldıkça sen her geçen gün neler yitiriyorsun?

Bu mazlumların ahı, bugün seni hala yakıp kül etmediyse az da olsa içindeki iyiler sebebiyledir.

İnsanlıktan ümidimiz hala kesilmediyse, Hocalı soykırımını lanetleyen, kınayan ülkelerin var oluşundandır.

Medeniyetin kara yüzünde bu az sayıdaki vicdanlı sesler, insanlık için bir ışık gibi duruyor.

Nedense insanlık, Sanskritçe kökenli  Avrupa sözünün ilk manasını yeniden hatırlamaya başladı.

Sizce sebepsiz mi?

Lahey’e dikilen Hocalı Soykırım Anıtı gibi eserler, bazı vicdanlı parlamentoların bu acımasız soykırımı tanımaları, bilseniz karanlığınızı ne kadar aydınlatıyor.

Bilir misiniz niye biz de “yiğit” sözü de “çiğit” sözü de aynı kökten gelir.

Biz Türkler yüzyıllardır yiğitlerimizi, tohum diye ekeriz toprağa da ondan.

Onlar büyüyüp dağ dağ vatan olurlar.

Hocalı ve Karabağ, şehitleriyle bir kez  daha vatan oldu bizlere.

Nur içinde yatsınlar!

Yattıkları yer vatan toprağı!

 

Onlar o toprakta yattıkça, er veya geç,  hem  Hocalı’da  hem tüm Karabağ’da  üç renkli ay-yıldızlı bayrak dalgalanacak!

                                                                                                          Dr. Yakup Ömeroğlu

                                                                                                   Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı

Kazak millî şairi Mahambet ÖTEMİSULI’nın şiirlerinin yer aldığı kitabın tanıtımı Kazakistan Ankara Büyükelçiliği'nde yapıldı.

 

Kitapta, Kazak Türklerinin bağımsızlığı için savaşan ÖTEMİSULI’nın hayat hikayesi ve şiirleri iki lehçeyle birlikte yer alıyor.

Kazakların Rus çarlık hegemonyasına ilk direnişçilerinden olan  Mahambet ÖTEMİSULI’nın kitap tanıtım toplantısı 23 Şubat tarihinde yapıldı.

Toplantıda Kazakistan Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Alimhan YESSENGELDIYEV konuşmasında ÖTEMİSULI’nın Kazak Tarihindeki öneminden bahsetti. Kazakistan ile Türkiye’nin Diplomatik ilişkilerde 25. Yılını kutladığımız bu yılda Avrasya Yazarlar Birliğiyle gerçekleştirdikleri kültürel etkinliklerin ve önemli şahısların kitaplarının tanıtımlarıyla iki ülke arasındaki bağların daha da sağlamlaştığını söyledi.

Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı Yakup ÖMEROĞLU, “Kazak Türkçesinden birçok kitap çevirdik. Künyesinde adımın yazıldığı en sevindiğim kitap bu oldu. Çünkü Kazakları en iyi anlatan kişi Mahambet’tir. Kazaklar esir oldular ancak hiçbir zaman esareti kabul etmediler. Bunu da hem yaşamıyla hem şiirleriyle en iyi anlatan ÖTEMİSULI’dır.” dedi.

Türk Edebiyatının Aksakalı şair Kardeş Kalemler dergisi genel yayın yönetmeni  Ali AKBAŞ da ÖTEMİSULI’nın şiir anlayışı ve ahengini değerlendirdi. “Çocukluğumuzda söylediğimiz tekerlemelerin Mahambet’in şiirleriyle aynı ahenkte olduğunu görmekteyim. Yüzyıllar geçse de kültürel benzerliklerimizin ortaya çıktığını görüyoruz.” dedi.

Kitabın çevirmenlerinden Prof. Dr. Orhan SÖYLEMEZ, şiirlerin çevrilişindeki zorlukları ve Şairin, Kazak tarihindeki öneminin altını çizdi. Kitabın yayımlanma sürecini anlatan SÖYLEMEZ, Kazakçanın hayatındaki önemine de değindi.

Kitabın çevirmenlerinden Ayabek BAYNİYAZOV ise ÖTEMİSULI’nın şiirlerindeki kadim Kazakça kelimelerin iki lehçedeki öneminden bahsedip örneklerle açıklamıştır. Kitapta geçen bazı kelimelerin günümüzde Kazak Türkçesinde olmadığını ve bu şiirlerle beraber unutulan kelimelerin yeniden gün yüzüne çıktığını söyledi.

Kazak kültürüne ve edebiyatına verdiği katkılardan dolayı Orhan SÖYLEMEZ, Kazakistan Büyükelçiliği tarafından onur madalyasıyla ödüllendirildi.

 

Kitap tanıtım toplantısı kitabın yayımlanmasında emeği geçenlere ödül ve plaket takdimi ardından çevirmenlerin imza günüyle sona erdi.

 

Haber: Alper Şenadam

Türk Dünyasının aksakalı, Kazakistan Cumhurbaşkanı  Nursultan  Nazarbayev’in  31 Ocak 2017 günü yaptığı “Halka Sesleniş” konuşması Avrasya Yazarlar Birliği Yönetim Kurulu olarak bizleri etkilemiştir. Ana başlığı “ Kazakistan'ın 3. Modernleşme Süreci: Küresel Rekabet Edebilirlik” olan sesleniş ve Kazakistan’ın bugün için dünyanın içinden geçtiği süreçte üzerine aldığı rol ile ilgili açıklama yapma ihtiyacı bizlerde hasıl olmuştur.

Öncelikle, 25. Bağımsızlık yılını kutlayan  Kazakistan Cumhuriyeti’nin 2017 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Üyeliğinin başlaması dolayısı ile başta Kazakistan’ın değerli lideri Nursultan Nazarbayev olmak üzere tüm Kazakistan yöneticilerini ve kardeş Kazak haklını kutlarız.

Yine son yıllarda insanlığın kanayan yarası haline gelen ve uluslararası güçlerin çözüm bulmakta zorlandıkları Suriye sorununun çözümü için, Kazakistan’ın üstlendiği rol ile başlayan Astana Süreci, tüm dünyada ve özellikle üç milyon Suriyeliyi ülkesine kabul eden ve onların tüm ihtiyaçlarını karşılayan Türkiye’de büyük memnuniyet ve Kazakistan’a şükran duyguları ile  takip  edilmektedir.

Bu vesileyle belirtmeliyiz ki, geçtiğimiz yıl Türkiye ve Rusya arasında yaşanan “uçak krizi”nin çözümünde Kardeş Kazakistan Cumhuriyeti’nin değerli lideri sayın Nursultan Nazarbayev’in üstlendiği rolü, Türk halkı hiçbir zaman unutmayacaktır.

Dünya ekonomisinin son dönemde yaşadığı ciddi krizleri büyük başarı ile atlatan Kazakistan’ın  Sayın Cumhurbaşkanının Halka Seslenişinde yerini bulan ülkenin makroekonomik istikrarının korunması, iş dünyasını geliştirmek ve genişletmek,  ekonominin hızlandırılan teknolojinin modernleşmesi, kültürel ve ekonomik her türlü kalkınmanın ana temeli insan kaynaklarının geliştirilmesi için alınan tedbirler ile yolsuzluğa karşı mücadele ve güvenlik  konusundaki     görüşlerini heyecanla takip ettik.

Kazakistan’ın ulusal ve uluslararası camiadaki başarılarına yenilerini ekleyerek yoluna devam edeceğine,  öncelikle Kazak halkını ve Kazakistan’ın başarılarını her zaman kıvançla takip eden Türkiye ve Türk Dünyasının övüneceği işlerin altına imza atacağına olan inancımızla, Sayın Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev ve onun liderliğindeki Kazakistan’ı sayıyla selamlıyoruz.

Her zaman yolun açık olsun Kazakistan!

Yakup Ömeroğlu

Avrasya Yazarlar Birliği

Genel Başkanı

 

Türkçenin ilk sözlüğünü hazırlayan büyük bilgin Kaşgarlı Mahmut adına, Türkçenin değişik lehçe ve şivelerinin konuşulduğu ülkelerde yapılmak üzere bir hikâye yarışması düzenlenmiştir.

Uluslararası Kaşgarlı Mahmut Hikâye Yarışması, Türk Dünyasında yürütülen ilk edebî yarışmadır.

Yarışma prensip olarak sonu çift olan yıllarda yapılmakta, tekli yıllarda dereceye giren eserler tercüme edilerek tüm Türk Dünyasında yayınlanmaktadır.

Proje geçtiğimiz yıllarda 3 kez başarı ile gerçekleştirilmiştir. 2008 yılında UNESCO tarafından Kaşgarlı Mahmut’un doğumunun 1000. yılında Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü’nün  destekleri ile ilk kez 13 ülkede gerçekleştirilen proje, 2012 yılında T.C. Başbakanlık Tanıtma Fonu tarafından desteklenerek ikinci kez 9 ülkede, 2014 yılında ise  Türkçe konuşan 13 Türk Cumhuriyet ve Topluluğunda gerçekleştirilmiştir.

İlk yarışmada Türkiye’den Asuman GÜZELCE “Göç”  adlı hikayesiyle, İkinci yarışmada Azerbaycan’dan Ejder OL “Gazanfer Reisin Şuşa Seferi” adlı eseriyle, üçüncü yarışmada ise Kazakistan’dan Nurgali Oraz uluslararası ödül almıştır.

IV. Uluslararası Kaşgarlı Mahmut Hikâye Yarışması Avrasya Yazarlar Birliği’nin yürütücülüğünde  Başbakanlık Tanıtma Fonu ve Kültür ve Turizm Bakanlığımız Telif Hakları Genel Müdürlüğü’nün destekleriyle TÜRKSOY, Türk Dünyası Vakfı, Türk Dünyasından yazarlar birlikleri ve edebiyat dergilerinin işbirliği ile düzenlenmiştir.

IV. Uluslararası Kaşgarlı Mahmut Hikâye Yarışması,  bu yıl  16 ülke ve bölgede organize edilmiştir.

Proje, 14 Nisan 2016 günü ilan edilmiş ve aşağıda isimleri belirtilen ülke ve bölgelerde bulunan, edebiyat dergileri veya yazarlar birliklerinin işbirliği ile gerçekleştirilmiştir.

 

Ülke veya Bölge

İşbirliği Yapılan Edebiyat Dergisi veya

Birlik

  1.  

Azerbaycan

Azerbaycan Yazarlar Birliği

Azerbaycan Edebiyat  Dergisi,

  1.  

Başkurtistan

 Başkurtistan Kızı Dergisi

  1.  

Çuvaşistan

Hür Yazarlar Birliği

  1.  

Gagauz Yeri

Ana sözü Gazetesi,

  1.  

Irak

Kardaşlık Dergisi

  1.  

İran

Varlık Dergisi (Azerbaycan)

Gün Edebiyat Birliği (Türkmen Sahra)

  1.  

Karaçay-Malkar

Mingitav dergisi

  1.  

Kazakistan

Kazakistan Yazarlar Birliği

  1.  

Kırım

Nenkecan Dergisi

  1.  

Kırgızistan

Kırgızistan Yazarlar Birliği

  1.  

KKTC

KİBATEK

  1.  

Tataristan

Tataristan Yazarlar Birliği

  1.  

Türkiye

 Kardeş Kalemler Dergisi

  1.  

Makedonya

Balkan Yazarlar Birliği

  1.  

Hakasya

Hakasya Yazarlar Birliği

  1.  

Kumuk (Dağistan)

Yoldaş Gazetesi

 

                      

Hikayelerin jürilere son teslim tarihi 15 Ağustos 2016 olmuştur. 

Ülkelerde jüriler ilgili ülkenin yazarlar birlikleri ve edebiyat dergileri tarafından organize edilmektedir. Bölgesel Jüriler değerlendirmelerini 30 Eylül 2016 tarihine kadar açıklamışlar.

Her ülkede Ekim ve Kasım aylarında belirtilen  dergiler, birlikler aracılığı ile dereceye törenleri yapılmış dereceye girenlere  ödülleri verilmiştir.

 

Bölgesel derecelendirmelerde ilk üç dereceye ödül verilmiştir.

          Ülkelerde birinci olan hikayeler Türkçeye çevrilerek uluslararası jüri tarafından değerlendirilmiştir.

Uluslararası Jürisi Azerbaycan’dan Reşad Mecid,  Kosova’dan Taner Güçlütürk,  Irak  M. Ömer Kazancı,  KKTC’den  İsmail Bozkurt ve Türkiye ‘den  Osman Çeviksoy’dan oluşmuştur.

IV. Uluslararası Kaşgarlı Mahmut Hikâye Yarışması Uluslararası Sonuçları Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Prof.Dr. Nabi Avcı tarafından 15 Aralık 2016 günü Konya’da açıklanmıştır.

Uluslararası jüri değerlendirmeleri sonucunda IV. Uluslararası Kaşgarlı Mahmut Hikâye Yarışması

Birinciliğe İran Azerbaycan’ından Gafur İmamızade  Hiyavî’yi “Kırmızım” adlı hikayesi ile,

İkinciliğe Mehmet Akif Duman “Türbedar Risalesi” adlı hikayesiyle,

Üçüncülüğe Kazakistan’dan Berik Şahanov “Üvey Ömür” adlı hikayesiyle,

Teşvik ödülüne ise Azerbaycan’dan Terane Vahid  “Ben Toz Tanesiyim” adlı hikayesiyle layık görmüştür.

 

IV. Uluslararası Kaşgarlı Mahmut Hikâye Yarışması

Faaliyet Zamanlaması

Konu : “Serbest”

Bölgelerde Son Teslim Tarihi: 15 Ağustos 2016

Bölgelerde Dereceye Girenlerin Açıklanması: 30 Eylül 2016

Bölgelerde Ödül Törenleri Düzenlenmesi: Ekim-Kasım 2016

Uluslararası Değerlendirme : Kasım 2016

Uluslararası Ödül Töreni: 21 Aralık 2016 Almatı-Kazakistan

 

 

 

 

YARIŞMA ŞARTNAMESİ

 

1. Yarışmaya katılacak eserler belirtilen adreslere elden, e posta veya posta yolu ile teslim edilecektir.

2. Yarışmaya katılacak olan eserlerin daha önce hiçbir yarışmada ödül almamış ve herhangi bir yerde yayımlanmamış olması gerekmektedir.

3. Hikâye konusu serbesttir.

4. En çok iki ayrı hikâye ile katılmanın mümkün olduğu yarışmada, gönderilecek hikâyelerin her birinin en az 1.000 ( bin) en çok 10.000 (on bin) kelimeden oluşması gerekmektedir.

5. Yarışmaya gönderilecek hikâyelerin üzerinde sadece rumuz bulunacaktır; rumuz dışında yarışmacının kimliğini belirten her hangi bir işaret bulunması halinde hikâye yarışma dışı bırakılacaktır.

6. Yarışmacı, kimliğini, açık adresini ve biyografisi ile birlikte 1 adet fotoğrafını ayrı bir zarfa koyarak üzerine sadece rumuzunu yazıp, hikâyenin yer aldığı büyük zarfın içine koyacaktır.

7. Bilgisayarla 12 punto olarak yazılacak hikâyeler 6 nüsha olarak gönderilecektir. Ayrıca daha sonra dereceye giren hikâyeler kitaplaşacağı için, hikâyenin konulduğu zarfın içine word formatında hazırlanmış dosya, CD ye yüklenmiş olarak da gönderilecektir.

8. Yarışmaya katılan hikâye metinleri kesinlikle geri verilmeyecek ve metin sahibi bu konuda hiçbir hak iddia edemeyecektir.

9. Yarışmada ödül kazanan eserlerin her türlü hakları Avrasya Yazarlar Birliği’ne  ait olacaktır.

Bölge jürileri, edebiyat dergileri ve yazarlar birlikleri tarafından beşer kişiden oluşturulmuştur.

 

BÖLGELERDE ÖDÜLLER

 

Birincilere      : 3000 TL

İkincilere       : 1500 TL

Üçüncülere   : 1000 TL

 

 

IV. Uluslararası Kaşgarlı Mahmut  Hikâye Yarışması Uluslararası Değerlendirme Jürisi

1.    Azerbaycan  :         Reşat Mecit

2.    Irak               :         M. Ömer Kazancı

3.    Türkiye         :         Osman Çeviksoy    

4.    KKTC           :         İsmail Bozkurt

5.    Kosova         :         Taner Güçlütürk     

    

Uluslararası ödül töreni

Uluslararası ödül töreni 21 Aralık 2016 günü saat 11.00 de Kazakistan Yazarlar Birliği Salonunda yapılmıştır.

Ödül töreni Kazakistan Yazarlar Birliği Başkanı ve Senatör Nurlan Orazalin ve Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı Yakup Ömeroğlu’nun açış konuşmaları ile başlamıştır.  Törene Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Nihat Gül, Telif Hakları Genel Müdürü  Dinçer Ateş, TÜRKSOY Genel Sekreteri Düsein Kaseinov,  Türk Dünyası Vakfı Mütevelli Heyet Üyesi Ahmet Kot, Kazakistan Farabi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Galımkayır Mutanov, Kazakistan Araştırmaları Genel Müdürü Prof.Dr. Baurjan Jakıp ve çok yazar, şair, bilim adamı ve basın mensupları katılmıştır. .

Kazakistan Yazarlar   salonunda geçen yarışmanın uluslaarası birincisi Nurgali Oraz’ın da bir konuşma yaptığı tören TÜRKSOY Genel Sekreteri Düsein Kaseinov, Kazakistan Farabi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Galımkayır Mutanov, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Nihat Gül’ün kouşmaları ile devam etmiştir.

Törende önce Kazakistan etabında dereceye girenlere ödülleri verilmiştir.

Dinçer Ateş Telif Hakları Genel Müdürü  birincisi  Berik Şahanov’a,  

Ahmet Kot  Türk Dünyası Vakfı Mütevelli Heyet Üyesi Kazakistan etabı ikincisi Aigul Kemelbaeva’ya,

Dr. Cezmi Bayram Yazar Kazakistan etabı üçüncüsü Kemel Junistegi’ye ödül beratlarını takdim ettiler.

 

Uluslararası Ödüller

IV. Uluslararası Kaşgarlı Mahmut  Hikâye Yarışması Uluslararası Birincilik ödülü Kültür ve Turizm  Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Nihat Gül tarafından    Gafur İmamizade Hıyavî’ye,

İkincilik ödülü Türksoy Genel Sekreteri Düsein Kaseinov tarafından Mehmet Akif Duman’a

Üçüncülük Ödülü Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı Yakup Ömeroğlu tarafından Berik Şahanov’a

Mansiyon ödülü ise Kazakistan Farabî Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Galımkayır Mutanov tarafından verilmiştir. Terane Vahid ailevî sebeplerle ödül törenine katılamamış ödülü daha sonra kendisine ulaştırılmıştır.

Ödül töreninin ardından yarışmaya hizmeti geçenlere teşekkür plaketleri takdim edilmiş ve çapanlar giydirilmiştir.

Tören sırasından kısa müzikli bölümler dinletilmiştir.

Tören TRT ve Kazak basını tarafından takip edilmiştir. Yazılı ve görsel basında yer alan bazı örnekler rapor ekinde  sunulmuştur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

IV. Uluslararası Kaşgarlı Mahmut Hikâye Yarışması

Birincisi

Gafur İmamizade Hıyavî G. Azerbaycan- İran

 

 

1978 yılında İran'ın Hıyav şehrinde doğdu. İlkokul, ortaokul ve liseyi orada tamamladı. 1996 yılında İsfahan Üniversitesi'nin Mühendislik Bölümünü kazandı ve 2001 yılında mezun oldu. Bir süre Tahran'da çalıştıktan sonra memleketine döndü ve şu anda öğretmenlik mesleğinde iş hayatına devam ediyor.

Edebî çalışmalarına ilk gençlik yaşlarında yazdığı fakat yayınlayamadığı eserlerle başladı. Üniversite öğrencisiyken çeşitli dergilerle işbirliği yaparak makalelerini yayınlattı. 2007 yılında Yaşmak dergisinin kurucularından ve yazarlarından biri oldu. Bu dergide edebî eleştiri yazılarıyla ismini duyurmaya başladı. Türkçe ilk hikayesini 23 yaşında yazan İmamizade, birçok şiirin de yazarıdır. Türkiye Türkçesinden birçok edebî eseri Azerbaycan Türkçesine aktarmasına rağmen yalnız Yusuf Hayaloğlu'nun "Sensiz Gelen Sabah Gün Aydın" eserini yayınlatabildi. Şu anda hikaye toplusu, şiir toplusu ve denemelerden oluşan üç kitabı yayına hazırdır. 

 

 

 

 

 

 

 

 

IV. Uluslararası Kaşgarlı Mahmut Hikâye Yarışması

İkincisi Mehmet Akif Duman  -Türkiye

 

 

1981 Sivas doğumlu.  Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türkoloji Bölümü'nden 2002 yılında birincilikle mezun oldu.2005 yılında aynı üniversiteden, Fazıl Divanı ve Şerhi isimli tezi ile yüksek lisans derecesi aldı.

6 yıl çeşitli liselerde edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra doktora için Almanya’ya gitti.
Şu an Almanya- Johannes Gutenberg Üniversitesi (Mainz)'nde karşılaştırmalı edebiyat sahasında retorik ve belagat üzerine tezini hazırlamaktadır.

Yayınlanmış iki romanı, üç bilimsel kitabı ve on'un üzerinde bilimsel makalesi vardır.

 7. Kelenderis Öykü Yarışması’nda 2. (2016)

Tanpınar Deneme Yarışması’nda 1. Mansiyon (2016)

3.Uluslararası Yed-i Velayet 7 Vilayet Kısa Film Festivali Senaryo Yarışması’nda (Muhyiddin İbn-i Arabi için) 1. (2016)

Semerkant Dergisi Öykü Yarışması’nda 2. (2016)

12. Ümit Kaftancıoğlu Öykü Yarışması’nda 2. (2016)

6. Günsel Sanat Öykü Yarışması’nda Akdeniz Öykü Ödülü (1.) (2016)

7. Yağmur Dergisi Hikaye Yarışması’nda 1. (2016)

Alt Kitap Hikaye Yarışması’nda 2. (2015)

Kulaktan Kulağa, Dilden Dile Öyküler Yarışması’nda 1. (2015)

Diyabet Öyküleri Yarışması’nda 2. (2015)

Öğretmenin Öyküsü Yarışması’nda 2. (2015)

“Gassal” Tanpınar Roman Yarışması’nda finale kaldı. (2015)

“Pembe Televizyon”, Hayata Tutunma Öyküleri kitabında yer aldı. (2015)

“Echinopsis Chamaecereus” İbn-i Sina Öyküleri kitabında yer aldı. (2016)

Çeşitli dergilerde yayınlanmış onlarca öyküsü vardır.Evli ve bir çocuk babasıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

IV. Uluslararası Kaşgarlı Mahmut Hikâye Yarışması

Üçüncü

BERİK ŞAHANULI-Kazakistan

 

5 Kasım 1941 tarihinde Jambıl vilayetine bağlı Sarısu kasabasının “Jayılma” köyünde doğdu. 1959 yılında orta öğretimi tamamladıktan sonra 2 yıl çobanlık yaptı. 1961 yılında Kazak Devlet Üniversitesi (KazMU) Filoloji Fakültesi Gazetecilik Bölümünden mezun oldu.

1966-1970 yılları arasında Jambıl vilayeti “Enbek Tuı” (Emek bayrağı), 1970-1973 yılları arasında “Leninşil Jas” (Bugünkü Jas Alaş) gazetelerinde, 1973-1989 yılları arasında “Jazuvşı” (Yazar) yayınevinde editör ve başeditör, 1989-1991 yılları arasında “Juldız” (Yıldız) dergisinde  çalıştı. 1991 yılından itibaren Kazakistan Yazarlar Birliği’nin yönetim organlarında değişik görevler yaptı. Halen Kazakistan Yazarlar Birliği Genel Sekreteri ve Başkan Danışmanı olarak görev yapmaktadır.

İlk hikayeleri “Ak Teke” 1962 yılında “Baldurgan” dergisinde, “Menin Ağalarım” (Benim Kardeşlerim) 1963 yılında “Leninşil Jas” gazetesinde yayınlandı. O günden bu yana nesir alanında çalışmalarını sürdürmektedir.

Edebî çeviri alanın da Azerbaycan’ın tanınmış yazarı Anar’ın “Ak Jağalav” (Beyaz Kıyı) adlı eseri, Seçme hikayeler, Nivh yazarı Vladimir Sangiy’in “Hayırlı Mevsim” romanı ve bazı  hikayelerini Kazakçaya çevirerek yayınlamıştır.

Berik Şahanulı’nın kimi çalışmaları Azerbaycan Türkçesi ve Türkiye Türkçesine aktarılmıştır.

ESERLERİ: “Ğaşıktın Tili” Hikayeler. “Jazuvçı” Matbaası, 1973. “Akiyirim” Hikaye ve öyküler. “Jalın” Matbaası, 1979. “Karatau’ın Rüzgarı” Hikaye ve öyküler. “Jazuvşı” Matbaası, 1984. “Noch v gorah” /Rusça/ Hikaye ve öyküler. “Jazuvşı” Matbaası, 1987. “Kusa” Hikaye ve öyküler. “Jazuvşı” Matbaası, 1991. “Körgen Tüstey Düniye” Hikaye ve öyküler. “Jalın” Matbaası, 1998. “Poezda kezdesken kız”. Hikayeler. “Jazuvşı” Matbaası, 2005. “Kongırcon”. Hikaye ve öyküler. “Jazuvşı” Matbaası, 2006. “Tandamalı şıgarmalardın eki tomdıgı”. “Ana tili” Matbaası, 2011.

Berik Şahanulı adı 1981 yılında Kazak S.S. Cumhuriyetinin Altın Şeref Listesine yazılmıştır.

1991 yılında “Kusa” adıyla hikayeler derlemesi, 1992 yılında Kazakistan Yazarlar Birliği’nin Uluslararası “ALAŞ” Edebiyat Ödülüne layık görülmüştür. Kazakistan Cumhurbaşkanının buyruğu ile “Kazakistan Cumhuriyeti’nin 10. Kuruluş Yıldönümü dolayısıyla” verilen Madalya Ödülü (2002), “Eren Enbegi” (2003-Başarı Ödülü), “Astana” şehrinin 10. Kuruluş Yıldönümü madalyası (2008) ödüllendirildi. Berik Şahanulı’na Kazakistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının 5 Aralık 2008 tarihli yayınlanan buyruğuyla “Kazakistan emektarı” unvanı verildi.

Kazakistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanından “Teşekkür Belgesi” almıştır. 2002 yılında Kazakistan Hükümetine bağlı edebiyat, sanat ve mimari alanlarında Kazakistan Cumhuriyeti’nin devlet ödülleri komisyonunda üyelik yaptı.

Sarısu Kasabası, “Jayılma” köyünün “Saygın vatandaşı” Berik Şahanulı 2011 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti’ndeki Mahmut Kaşgarlı Uluslararası Vakfının “Altın Söz” ödülü, 2016 yılında Mahmut Kaşgarlı Madalyası takdim edilmiştir.

 

 

 

 

IV. Uluslararası Kaşgarlı Mahmut Hikâye Yarışması

Mansiyon Terane Vahid-Azerbaycan

 

      1971 yılında Laçin şehrinin Mişni köyünde dünyaya geldi.  Bakü Devlet Üniversitesinde  gazetecilik bölümünde okudu.

Ülkenin nüfuslu gazetelerinde muhabir ve redaktör olarak çalıştı. Azerbaycan medeniyeti, edebiyatı ve sanatı ile ilgili yüzlerce yazının müellifidir. 2005-2009 yıllarda İctimai Televizyon ve Radio Yayınları Şirketinde redaktor ve başredaktör görevini yaparken bir çok güzel edebî eserin sahibi oldu. “Carçıfilm” Yaradıcılıq Birliyinde “Qismət” adlı güzel bir televizyon filmi,  “Müdriklik çadırı - Ömər Xəyyam”, “Çörək haqqı”, “Şirvanşahlar” adlı belgesel filmlerinin metin yazarıdır. 2000-2004 yılları arasında Azerbaycan Devlet  Televizyonunun (AzTV) Halk Sanatları Şubesinde redaktör görevini yürüttü. Halen AYB’ nin yayın organı olan “Ulduz” dergisinde baş redaktör yardımcısıdır.

1990 yılından sonrada edebî eserler üretmeye başladı.  2013 yılında “Cənnətdən Yuxarı...”  adlı hikaye kitabı yayınlandı. “Cənnətdən yuxarı...” kitabı 2016 yılda Türkiye Türkçesine uyarlanarak Türkiye’ de  yayınlanmıştır.  ABD’ nin nüfuzlu “Trafford” yayınlarında “Müasir Azərbaycan Qadın Nəsri” (Modern Azerbaijani Women’s Prose) kitabında ve Kosova’ nın  dergilerinde hikayeleri yayınlanmıştır. 2004 yılında Mədəniyyət və Turizim Nazirliyi tarafından “Doxsan imza” adlı gazetelerde yayınlanan kitabı piyasaya çıkmıştır.Yazar, Həsən bəy Zərdabi ödülünü almıştır. Terane Vahid, Azerbaycan Yazarlar Birliği, Azerbaycan Gazeteciler Birliği ve  Azerbaycan Tiyatrocular Birliği üyesidir.

 

 

 

 

 

Has Bahçe Edebiyat Sohbetleri

Uluslararası Kaşgarlı Mahmut Hikaye Yarışması
 

Copyright © 2017 Avrasya Yazarlar Birligi. All Right Reserve.
AYB Türk Dünyası Yazarlar Birliği üyesidir.