Kardeş Kalemler

Dil Araştırmaları

Kalemdaş

Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Kongresi

AYB - Edebiyat Akademisi

Uluslararası Kaşgarlı Mahmud Hikâye Yarışması

Bengü Yayıncılık

Türk Dünyasında Edebiyat Adamı Ödülleri

Kitap

Gül Medeniyetinin Başkenti Evliya Çelebi'nin İzinde
" Gül Medeniyeti'nin Başkenti "

Mehmet Güneş

Bu yıl Evliya Çelebi'nin doğumunun 400. yılı. 25 Mart 1611'de İstanbul'da doğan Evliya Çelebi iyi bir eğitim alır. Ardından yeryüzünde yaşayan toplulukları, şehirleri, kültürleri, uygarlık eserlerini tanımak arzusuyla hayatını seyahate adar. Öncelikle İstanbul ve çevresini gezer sonra da o dönemde Osmanlı Devleti sınırları içerisinde ve çevresindeki şehirleri gezerek, her yönüyle şaheser bir kaynak olan Seyahatname adlı eseri insanlığa armağan eder. Gerçek ismini kitabında zikretmeyen Evliya, kendisini haklı olark "Seyyah-ı Alem" yani "Dünya Gezgini" olarak tanımlar.

Evliya Çelebi dünyayı tanıma tutkusuyla 20 yaşında başladığı seyahatlerinde üç kıtaya yayılmış Osmanlı coğrafyasının tamamını dolaşmıştır. İstanbul'dan başlayarak Anadolu, Kafkaslar, Güney Rusya, Avrupa, Kuzey Afrika ve Asya'da 51 yıl süreyle 257 şehri gezmiştir. Gidemediği yerler hakkında bilgi edinmiş, gördüklerini ve duyduklarını büyük bir anlatım ustalığıyla kaleme almıştır. Gezip gördüğü yerlerin fiziksel özelliklerini, örf ve adetlerini, ekonomik ve ticari yapısını, yöneticilerini, ünlü kişilerini, tarih eserlerini, mitoloji ve halk inançlarını ayrıntılı bir şekilde yalın, duru deyimlerle bezenmiş bir Türkçeyle kaleme almıştır. Böylece oluşan Evliya Çelebi Seyahatnamesi, edebiyat, dil, tarih, halk bilimi, sanat tarihi, topografya, dinler tarihi ve yerel tarih araştırmacıları için eşsiz değerde bir kaynaktır.

Çiçekler ve KitaplarEvliya Çelebi'nin İzinde
" Azerbaycan "

İmdat Avşar

İçindekiler:
Odlar Yurduna Sefere Çıktığımızı Beyan Eder
Adımı Unutmuşum Medet Evliya'm
İstanbul'dan Bakü'ye Uçtuğumuz ve Evliya'nın İzine Düştüğümüz Makamındadır
Dostlar ile Buluştuğumuzun Resmidir
Yirmi Atlılar Bağı: Nam-ı Diğer Sahil Bağı
Azerbaycan Yazıçılar İttifakı
Anar'ın Otağında Bir Dost Karşılaması
Kebap Yerken Kebap Olduğumuzu Beyan Eder
Gobustan Kayalıkları ve Kadim Devrin Usta Ressamları
Yanardağı Tutuşturan Kerem'dir
Ateşgah'ta Yanan Nerde Serinler?
 

Kardeş Sesler - 2011" Kardeş Sesler - 2011 "

AYB - Edebiyat Akademisi

Elinizdeki eser, ülkemizde ilk defa bir yazarlık eğitimi veren program sonunda edebiyatımıza kazandırılmış ilk kitap olma özelliğini taşıyor. "Dün dünde kaldı, yeni sözler gerek sevda üstüne" diyordu ya Mevlana Celalettin, yeni kalem sahipleri de yeni sözler bulacaklardır, sevdamız üstüne.

"Dün dünde kaldı, yeni sözler gerek sevda üstüne" diyordu ya Mevlana Celalettin, yeni kalem sahipleri de yeni sözler bulacaklardır, sevdamız üstüne.
(Arka Kapak)

Gün Geceye Düştü" Gün Geceye Düştü "

Ataman Kalebozan

Hikaye

Herhangi bir Türk filminin gözü yaşlı seyircisi misali mendil uzatmıştım lüzumsuz kayıplarıma ve lüzumsuz kayıplar da hiç olmadık zamanlarda çıkıverirdi insanın karşısına. Yok oluyordum. Ölecek kadar çok acı çekiyordum. İçimde tutuşan yanmalar sanki ağulanıp ağıtlarını çoğaltıyorlardı. Sevgilinin gidişi şuramdan bir şeylerin kopuşuydu. Yüreğimin beyaz sayfaları ayrılığın karalarına çarpıyordu şimdi. Tıpkı sana dokunurken yüreğimin çarpması gibi. Ayağımda yazlık iskarpinlerle ayazda kalmış gibiydim. Hatıralar dibe vurmaya can atarak ayrılığın küpeştesine dizilmişlerdi sanki.

Laf... Laf... Laftı hepsi...

İnsan Tükenince" İnsan Tükenince "

Ethem Göktürk

Hikaye

Elinizdeki eser, ülkemizde ilk defa bir yazarlık eğitimi veren program sonunda edebiyatımıza kazandırılmış ilk kitap olma özelliğini taşıyor. "Dün dünde kaldı, yeni sözler gerek sevda üstüne" diyordu ya Mevlana Celalettin, yeni kalem sahipleri de yeni sözler bulacaklardır, sevdamız üstüne.

Fesleğen Senin Kokundur" Fesleğen Senin Kokundur "

Emel Şakacı

Şiir

Ben Firuze olayım sen lal.
Aydınlık şehirlerin istilasında,
Kara dumanları kovan,
Kahraman bir kızdır Hilal.
Ve senin mahir ellerinden biten
Kına çiçeklerinin,
Efsunuyla diner ancak bu hal.
Bir Firuze,
Bir mor necef,
Bir lal...

Çiçekler ve Kitaplar" Çiçekler ve Kitaplar "

Didar Amantay

Çeviren : Abdulvahap Kara

Roman

Didar Amantay çok farklı ve sorgulayıcı hikaye ve romanlarıyla son yıllarda dikkatleri üzerinde toplayan Kazakistan'ın bağımsızlık dönemi yazarlarındandır.

Kazakistan'ın Alman asıllı edebiyat eleştirmeni Herold Belger Amantay'ın Çiçekler ve Kitaplar kitabı için şunları söylüyor: Kitap varlığının manasını çözmeye, hayatın felsefi esaslarını bulmaya çalışan bir yazar olan Alişer'in, çiçekler ile kitaplar arasında gidip gelen ruh karmaşıklığını, gerçeği yakalama arayışındaki çektiği acı ve sıkıntıları ortaya koymaktadır.

Kitap çiçeklerden bahsediyor. Yazar çok farklı bir çerçevede bir çoğu botanik aleminin dışında bilinmeyen yüzden fazla tuhaf çiçek isimlerini listeliyor. Çiçek tengrici anlatıcının huzursuz ruhunu yansıtmaktadır.

Eser kitaplardan bahsediyor. Tanınmış veya az tanınmış yazarların kitap isimlerinin rastgele sıralandığı romanın iki veya üç sayfası tengrici filozofun içinde bulunduğu ruh halini tasvir ediyor.

Duygusal düşünceleri tetikleyen çiçekler - özgürlük ve yalnızlığın sembolüdürler.

Düşünce duygusunu geliştiren kitaplar - maneviyatın ve kaosun üstesinden gelmenin sembolüdür.
(Arka Kapak)

Kara(b)ağlayan Hikayeler" Kara(b)ağlayan Hikâyeler "

Eyvaz Zeynalov

Çevirenler:
İmdat Avşar
Ömer Küçükmehmetoğlu

Hikaye

Karabağ meselesinin tarihi arka planını, Karabağ Savaşını ve bu savaş sonrası vatanından kopan insanların yaşadığı faciaları anlatan yazar hikayelerini bu üç ana eksen üzerine oturtmuştur. Tarihi belgesel metinleri gibi akıp giden bu canlı hikayelerden: "Yad Dağlarda" ve Yılan Yavrusu", "Türk'ün İtirafı" Karabağ meselesinin karanlık noktalarını aydınlatırken; "Soğuk Şeker", "Kaçakaç", "İntikam" adlı hikayeler bu adaletsiz savaşın ne şekilde cereyan ettiğine "Bayram Payı", "Kuralsız Savaş" ve "Kiraz Ağacı" adlı hikayeler ise sürgün sonrası Karabağ göçmenlerinin yaşadığı faciaya, hayata tutunma mücadelelerine ışık tutmaktadır. Kökünden sökülmüş bir ağaç gibi sararan, yaprakları gün be gün solan bu hikayeler, 93 Harbinde ve 1. Dünya Savaşı sırasında, balkanlar ve Kafkaslardan, kitleler halinde Anadolu'ya göç eden Türklerin perişan göç manzaralarının, 20. Yüzyılın son çeyreğinde bir kez daha tekrarlandığını, Türk'ün alnına yazılmış göç manzaralarının hiç değişmediğini de gözler önüne seriyor.
(Önsöz'den)

Siyasi Katılım" Siyasi Katılım "

Veyis Güngör

Avrupa Türkler
Sivil Toplum ve Kültür
Hollanda Örneği

Veyis Güngör, bu kitabında, son on yıl içinde meydana gelen ülke içi politik gelişmeleri, politikacıların söylemlerini, o gün revaçta olan deyimleri, sloganları, şahıs isimlerini, Türk kökenli siyasetçilerimizin parti içi mücadelelerini, derneklerimizi, politik etkinlikleri ve girişimcilerimizin örgütlenme süreçlerini irdelemektedir. Kitapta ayrıca Hollanda'daki kültürel etkinlikler, her yıl yapılan Türkçe Süreli Yayınlar Sempozyumu, ahlaki ve sosyal ölçüt yaratma girişimi olan Konya Kriterleri etkinlikleri, bir çeşit Türk think-tank'i olan Amsterdam Tartışmaları toplantıları ve de Mevlana'nın Mesnevisi'nin Hollandaca tercümesi ve tanıtım etkinlikleri de yer almaktadır.

Ülke sınırlarını çok aşan organizelerin bazen mimari, bazen katılımcısı, bazen de gözlemcisi olan yazar bu alanda da birinci ağızdan değerli bilgiler sunuyor. Avrupalı Türk Demokratlar Birliği; UETD'nin Hollanda başkanı olan Veyis Güngör, Filipinlerden, Afrika'ya, Bosna'dan Arnavutluğa, Kosova'dan Doğu Türkistan'a uzanan engin bir coğrafyada küresel ölçekte sivil toplum örgütçülüğü ilişkilerini de gözler önüne seriyor.
(Arka Kapak)
 

Turna Göçü" Turna Göçü "

Ali Akbaş

2011 Türk Dünyası Yılın Edebiyat Adamı olan Ali Akbaş'ın şiirleri.

Ey şiir, kanayan yaramsın benim
Göğsümde taşırım, gören gül sanır.
Ağıdım, feryadım, naramsın benim
Uzaktan duyanlar, bir bülbül sanır.

Söz düşmüş payıma Bezm-i Elest'te
Bir vefasız yare oldum dilbeste.
Çırpınır dururum hep bu kafeste
Söyleyemem derdimi, tahammül sanır.

Eylüle Beste" Eylüle Beste "

Ali Akbaş

2011 Türk Dünyası Yılın Edebiyat Adamı olan Ali Akbaş'ın şiirleri.

Yıldızlar,
İri, şeyla gözlerdir
Geceyi gamlı kılan
Uzaktan süzerler bizi
El değmemiş terütaze tenleri
Ölmüş ergen kızlardır
Yıldızlar.

Yıldızlar,
Derin Harran göklerinin
Solmaz çiçekleri, naz çiçekleri
Her gece perişan düşerler suya
Yıldız saya saya varır bebek uykuya
Dökülür yastığa bir mavi rüya
Onlar ki, en hazin ninniyi söyler
Öper öksüz çocukların alnından
Saz benizli ecemizdir
Yıldızlar

Has Bahçe Edebiyat Sohbetleri

II. Uluslararası Dede Korkut Tiyatro Eseri Yarışması
 

Copyright © 2017 Avrasya Yazarlar Birligi. All Right Reserve.
AYB Türk Dünyası Yazarlar Birliği üyesidir.